İngilizce Sağlık ve Hastalıktan Nasıl Bahsedilir?

İngilizce sağlık ve hastalıktan nasıl bahsedilir öğrenmek, kelime listesi ezberlemekten fazlasıdır. Belirtileri tarif etmeyi, doktorun söylediklerini anlamayı ve biri halini hatırını sorduğunda doğal konuşmayı gerektirir.

Aydınlık bir klinik odasında boğazını tutan bir kişi doktorla konuşuyor
Öne Çıkanlar: İngilizce sağlık ve hastalıktan bahsetmek için belirti kelimelerini (ache, sore, dizzy, nauseous), "catch" ve "come down with" gibi fiilleri ve birinin halini hatırını sormak için kibar ifadeleri öğrenin. Ne zaman başladığını anlatmak için past simple, ne kadar sürdüğünü anlatmak için present perfect kullanın.

Çoğu öğrenci İngilizce bir kahve siparişi verebilir, işini anlatabilir, sonra bir iş arkadaşı neden yorgun göründüğünü sorduğunda ve karın ağrısını anlatması gerektiğinde donup kalır. Sağlık, günlük hayatın en yaygın konularından biri, ama çoğu ders kitabı bunu bir kelime listesi olarak işleyip geçer. İngilizce sağlık ve hastalıktan nasıl bahsedilir bilmek akademik değil pratik bir beceridir ve neredeyse her durumda tekrar kullanabileceğiniz küçük bir kalıp setinden oluşur.

Sağlık ve hastalık için gerçekten hangi kelimelere ihtiyacınız var?

Tıp sözlüğündeki her hastalığın adını ezberlemeniz gerekmiyor. İhtiyacınız olan şey, işe yarayan bir belirti kelime dağarcığı, çünkü tarif ettiğiniz şey belirtilerdir. En kullanışlı kelimeler üç gruba ayrılır.

Birincisi ağrılar: "headache", "stomach ache", "backache", "earache", "toothache". Dikkat edin, "ache" vücut bölümüne tek kelime olarak eklenir; yalnızca "stomach ache" ve "toothache" farklı yazıldığı için öğrencileri yanıltır. İkincisi durumlar: "dizzy", "nauseous", "exhausted", "feverish", "sore". "Sore", bir vücut bölümüne dokununca ya da onu kullanınca acıdığında kullandığınız kelimedir: a sore throat (boğaz ağrısı), sore muscles (kas ağrısı), sore eyes (ağrıyan gözler).

Üçüncüsü fiiller. "To catch" a cold ya da the flu (soğuk almak, grip olmak), "to come down with" something (bir hastalığa yakalanmak), "to pass out" (bayılmak), "to throw up" (kusmak). Bunlar ana dili İngilizce olan birinin günlük hayatta kullandığı fiillerdir ve on tane nadir isimden daha değerlidir. İngilizce öğrenenler için en yaygın sağlık ve hastalık kelimeleri klinik terimler değil, bu günlük kelimeler etrafında şekillenir.

Belirtileri net bir şekilde nasıl tarif edersiniz?

Bir doktor ya da arkadaşınız üç bilgiye ihtiyaç duyar: belirtinin ne olduğu, nerede olduğu ve ne kadar şiddetli olduğu. Kalıp basittir: "I have a [ağrı] in my [vücut bölümü]". "I have a sharp pain in my lower back." (Belimin alt kısmında keskin bir ağrı var.) "I have a dull ache behind my eyes." (Gözlerimin arkasında künt bir ağrı var.) "Sharp", "dull", "throbbing" ve "constant" sıfatları dinleyiciye ağrının nasıl hissettirdiğini anlatır ki bu, çoğu zaman hastalığın adından daha faydalıdır.

Şiddet için basit bir kelime ölçeği kullanın: "mild", "moderate", "severe" ya da "unbearable". "It's a mild headache, nothing serious" (Hafif bir baş ağrısı, ciddi bir şey değil) cümlesi, "it's a severe headache that won't go away" (Geçmeyen şiddetli bir baş ağrısı) cümlesinden çok farklı duyulur. Ne kadar sürdüğünü ve neyin iyi ya da kötü geldiğini eklemek tabloyu tamamlar: "It gets worse when I bend over" (Eğildiğimde kötüleşiyor) ya da "rest helps a bit" (Dinlenmek biraz iyi geliyor).

Yaygın bir hata, kendi dilinizden doğrudan çeviri yapıp doğal "I have a headache" yerine "I have pain in my head" gibi cümleler kurmaktır. Burada dil bilgisinden çok eşdizimler (birlikte kullanılan kelimeler) önemlidir. Onları kelime kelime birleştirmek yerine kalıplaşmış ifadeler olarak öğrenmek, size doğal bir konuşma kazandırır.

Doktorlar hangi fiil zamanlarını bekler?

Neredeyse her sağlık konuşmasını kapsayan küçük ve öngörülebilir bir zaman seti vardır. Present perfect, bir şeyin ne kadar sürdüğü içindir: "I've had this cough for two weeks." (İki haftadır bu öksürüğüm var.) Past simple, ne zaman başladığı ya da tek bir olay için: "It started on Monday" (Pazartesi başladı) ya da "I fainted yesterday" (Dün bayıldım). Present continuous, şu anda olan şey için: "My ear is throbbing" (Kulağım zonkluyor).

Bu üç zaman, bir doktorun neredeyse her zaman sorduğu üç soruyu yanıtlar: ne kadar süredir, ne zaman ve şu anda ne oluyor. Bu üç soruyu yanıtlayabiliyorsanız, bir muayenenin büyük kısmını halletmiş olursunuz. Doktorların belirtileri tarif ederken kullanmanızı beklediği ifadeler de aynı kalıbı izler; bu yüzden onları ayrı ayrı değil birlikte çalışmak faydalıdır.

İşe yarar bir püf noktası: devam eden her şey için present perfect cümlesini önceden hazırlayın, çünkü öğrencilerin en sık yanlış yaptığı zaman budur. "I have a cold since three days" klasik hatadır. Doğru hali olan "I've had a cold for three days", süreyle "for", başlangıç noktasıyla "since" kullanır.

İngilizce sağlık ve hastalıktan kibarca nasıl bahsedersiniz?

Sağlık hassas bir konudur ve İngilizcede bunun için bir yumuşatma ifadeleri katmanı vardır. Biri rahatsızken suçlayıcı duyulan "What's wrong with you?" diye sormazsınız. "How are you feeling?" (Kendini nasıl hissediyorsun?) ya da "Are you okay?" (İyi misin?) diye sorarsınız; daha samimi bir dille "You don't look great, are you alright?" (Pek iyi görünmüyorsun, iyi misin?).

Hasta olan sizseniz, kötü haberi "a bit" ya da "a little" ile yumuşatabilirsiniz: "I've been feeling a bit under the weather" (Birkaç gündür kendimi biraz kötü hissediyorum), ayrıntıya girmeden hafifçe hasta olduğunuzu söylemenin klasik İngiliz yoludur. "I'm not feeling well" (Kendimi iyi hissetmiyorum) nötr ve güvenlidir. "I'm feeling rough" (Kendimi berbat hissediyorum) gayriresmi ve İngiliz İngilizcesine özgüdür. İngilizce sağlık ve hastalıktan kibarca nasıl bahsedilir bilmek, konuştuğunuz kişiye hangi üslubun uyduğunu bilmek demektir.

Bir de ne kadarını paylaşacağınız meselesi var. Pek çok İngilizce konuşulan iş yerinde ayrıntılı bir tıbbi geçmiş değil, kısa ve belirsiz bir açıklama beklenir. "I've come down with something, I'll be working from home today" (Bir şeye yakalandım, bugün evden çalışacağım) genellikle yeterlidir. Ayrıntı doktora saklanır.

Başka biri hastayken ne söylemelisiniz?

Hastalığa karşılık verme ifadeleri kısa ve kalıplaşmıştır; onları iyi kullanmak, akıcılığınıza herhangi bir tıbbi kelime dağarcığından daha çok katkı sağlar. "I hope you feel better soon" (Umarım yakında iyi olursun) standart ve güvenli yanıttır. "Get well soon" (Geçmiş olsun) daha sıcaktır ve yazılı olarak da kullanılır. "Take care of yourself" (Kendine iyi bak) nazik bir kapanıştır.

Daha ciddi durumlarda ton değişir. Önce "I'm sorry to hear that" (Bunu duyduğuma üzüldüm) gelir, ardından bir teklif: "Let me know if there's anything I can do" (Yapabileceğim bir şey olursa haber ver) ya da "Is there anything you need?" (Bir ihtiyacın var mı?). Bunlar İngilizce konuşulan kültürde boş ifadeler değildir; beklenen sosyal hamlelerdir ve bu ifadeleri bilen bir öğrenci, "gastroenteritis" kelimesini bilenden çok daha doğal duyulur.

Biri size bir yakınının hastanede olduğunu söylerse, doğru yanıt daha da ciddidir: "I'm so sorry, how are they doing?" (Çok üzgünüm, nasıllar?) karşınızdakini zorlamadan, isterse daha fazlasını paylaşmaya davet eder. Beceri ilk cümlede değil, devamındaki sorudadır.

Doktorun sorularıyla nasıl başa çıkarsınız?

Doktorlar öngörülebilir bir soru seti sorar ve siz yanıtları önceden çalışabilirsiniz. "What seems to be the problem?" (Sorun ne gibi görünüyor?) ana belirtinizi bekler. "How long have you had this?" (Bu ne zamandır var?) present perfect bekler. "Does it hurt when I press here?" (Buraya bastırdığımda acıyor mu?) evet ya da hayır bekler. "Are you taking any medication?" (Herhangi bir ilaç kullanıyor musunuz?) bir liste ya da "nothing" (hiçbir şey) bekler.

Çoğu öğrenci için en zor kısım kelime dağarcığı değil, baskı altında dinlemektir. Doktor hızlı konuşur ve "prescription" (reçete), "referral" (sevk), "sample" (numune ilaç) ve "follow-up appointment" (kontrol randevusu) gibi terimler kullanır. Anlamadıysanız doğru ifade "Could you say that again, please?" (Tekrar söyleyebilir misiniz?) ya da "Could you explain that more simply?" (Bunu daha basit açıklayabilir misiniz?) olur. Anlamadığınızı söylemek sosyal bir utanç değil, tıbbi bir güvenlik meselesidir ve doktorlar sorulduğunda yavaşlamak üzere eğitilmiştir.

Bu sorulara rol yaparak hazırlanmak, yapabileceğiniz en etkili tek şeydir. Bir doktorun İngilizce muayenede tipik olarak sorduğu sorular sınırlı ve öngörülebilirdir; bu da onları hedefli pratik için mükemmel kılar.

Gerçek bir hasta olmadan nasıl pratik yaparsınız?

Sağlık İngilizcesinin bariz sorunu, her akşam bir arkadaşınızdan hasta rolü yapmasını isteyememenizdir. Ama konuşmayı birkaç şekilde canlandırabilirsiniz. Tam bir doktor ziyaretini diyalog olarak yazın, sonra yüksek sesle okuyun. Üç farklı belirtiyi üç zamanı kullanarak tarif ederken kendinizi kaydedin. Bir iş arkadaşı neden yorgun göründüğünüzü sorsa ne söyleyeceğinizi anlatın.

Çoğu öğrencinin kaçırdığı şey karşılıklı konuşmadır. Yazıp okuduğunuz bir metin sabittir; gerçek bir konuşma söylediklerinize göre şekillenir. İşte burada bir AI İngilizce öğretmeni alıştırmayı değiştirir, çünkü öğretmen doktor ya da endişeli bir iş arkadaşı rolünü oynayıp yanıtlarınıza gerçek zamanlı tepki verebilir, siz konuşurken ifadelerinizi düzeltebilir. İfadeleri bir metinden değil, bir konuşmanın içinde yüksek sesle söylemek onları kalıcı kılar.

Sağlık İngilizcesi diyalogdur, bu yüzden konuşma yoluyla öğreten bir öğretmene uygundur. Tutoro'da bir AI İngilizce öğretmeni doktor ya da endişeli bir iş arkadaşı rolünü oynayabilir; siz de belirtilerinizi gerçek hayatta anlatacağınız gibi anlatırsınız ve konuşurken telaffuzunuz kelime kelime puanlanır. Öğretmen hangi ifadeleri yanlış yaptığınızı hatırlar ve onları daha sonra tekrar getirir, böylece "I've had a cold for three days" sürekli tekrarladığınız bir hata olmaktan çıkar.

Açık rol yapma yerine sabit bir müfredat tercih ederseniz, Tutoro'nun hazır dersleri aynı kelime dağarcığını sırayla kapsar ve bugün Android'de çalışır.

Hepsini tek bir konuşmada birleştirmek

İşte bunların pratikte nasıl duyulduğu. Bir iş arkadaşı hasta göründüğünüzü fark eder ve "Are you okay?" diye sorar. Siz "I've been feeling a bit under the weather. I think I've caught a cold." (Bir süredir kendimi biraz kötü hissediyorum. Sanırım soğuk aldım.) diye yanıt verirsiniz. O "Oh no, get well soon." (Olamaz, geçmiş olsun.) der. Siz "Thanks, I hope so." (Sağ ol, umarım.) dersiniz. Bu, bu makaledeki ifadelerden kurulmuş eksiksiz ve doğal bir konuşmadır ve hiçbiri ileri düzey dil bilgisi gerektirmedi.

Şimdi aynı durum doktorda. "What seems to be the problem?" "I've had a sore throat for three days, and it hurts when I swallow." (Üç gündür boğazım ağrıyor ve yutkunurken acıyor.) "Does anything make it worse?" (Bir şey daha kötü yapıyor mu?) "Talking makes it worse." (Konuşmak kötüleştiriyor.) "Are you taking anything for it?" (Bunun için bir şey kullanıyor musunuz?) "Just painkillers." (Sadece ağrı kesici.) Zamanlara dikkat edin: süre için present perfect, şu anda geçerli olan şey için present simple. Bir muayenenin tüm mekanizması bu ve dört karşılıklı konuşmaya sığıyor.

Bu iki konuşmayı duraksamadan yürütebildiğinizde, sağlık İngilizcesinin özünü yakalamış olursunuz. Gerisi sadece daha fazla kelime ve kelimeler işin kolay kısmı.

Sık sorulan sorular

Doktora İngilizce belirtilerimi nasıl tarif ederim?

'I have a [ağrı] in my [vücut bölümü]' kalıbını kullanın, örneğin 'I have a sharp pain in my lower back'. Ne kadar sürdüğünü present perfect ile ('I've had this cough for two weeks'), şiddetini mild, moderate ya da severe gibi kelimelerle ekleyin. Neyin iyi ya da kötü geldiğini söyleyin.

İngilizcede 'ache' ile 'sore' arasındaki fark nedir?

'Ache' sürekli, künt bir ağrıyı anlatan bir isimdir; headache ya da backache gibi. 'Sore' ise dokununca ya da kullanınca acıyan bir vücut bölümünü anlatan sıfattır; sore throat ya da sore muscles gibi. Sizde bir ache olur, ama bir yer sore olur.

İngilizcede birine sağlığını kibarca nasıl sorarım?

Suçlayıcı duyulan 'What's wrong with you?' sorusundan kaçının. 'How are you feeling?', 'Are you okay?' ya da 'Are you alright?' kullanın. Hasta olduğunu bildiğiniz biri için 'How are you doing?' sıcak ve açık bir sorudur, istediği kadarını paylaşmasına izin verir.

İngilizcede hastalıktan bahsetmek için hangi fiil zamanlarına ihtiyacım var?

Üç zaman çoğu durumu kapsar: süre için present perfect ('I've had a fever for two days'), ne zaman başladığı ya da tek bir olay için past simple ('It started on Monday') ve şu anda olan şey için present continuous ('My ear is throbbing').

Biri bana hasta olduğunu söylediğinde ne demeliyim?

Hafif hastalıkta 'I hope you feel better soon' ya da 'Get well soon' deyin. Daha ciddi bir durumda önce 'I'm sorry to hear that' ile başlayın, sonra yardım teklif edin: 'Let me know if there's anything I can do'. Devamındaki 'How are they doing?' sorusu, isterse daha fazlasını paylaşması için davettir.

← Tüm Yazılar